Baharı Bekleyen Kumrular Gibi
Nihavend’i aştı bu gece uşşak, hüzzamda geziniyor.Aldı sevdaları koynuna esip gidiyor…İşte bu yüzden nihavend gecende çaldım kapını.Yalnızlığımın en eyvallahlı hallerinden biriydi.Ben aşka gelmemişken sen beni aşktan aldın içeri.Kapımın önünde eskittiğim ayak izlerin,yada salona sinmiş buhranlı kokun.İkisinide bi şekilde yok edemediğim için kapındayım.Gönül mahzenimde iz bırakan, sevginin sıcağıyla içimi ısıtan, aşkı öğreten, çayımda şeker gibi eriyen anılar..Ben sıcak bir çay bulamadığım ve onları eritemediğim için burdayım.
Şimdi sen bana ‘neden burdasın’diye sorma sakın olurmu?Bende anlamadım nasıl geldiğimi.
Seni soluyordum havada,sonra bakakaldım bir an yıldızlara.Onlarla geldim buraya.
Sana yanımdayken veremediğim nefesimi vermeye geldim.Hani hep isterdin bende kaçardımya.Şimdi kaçtıklarım savuşturdu beni buraya.Ağlama sırası bende galiba.
Kafamın içinde dolaşan bir çift ayak sesi var.Kime ait bilmiyorum..
Ben ‘düşünmeyi’öğrendiğimden bu yana orda galiba.
Senin varlığın gibi o da bir anda geldi o da.
Gözlerine bakmak istiyorum.Ama beni sevdiğini söylediğin ‘o’ anlardaki gibi olmalı.Yoksa başka türlü bakabileceğim yüzlerce çift gözden bi farkın olmayacak.
Ellerine dokunmak istiyorum aniden korktuğunda ellerimi aradığın andaki gibi olacak.Yoksa benim ellerim zaten öğrendi üşümeyi.
Henüz yorum yok
Leave a reply